Yıllara Dayanan Tadın Tarihçesi

​​​​​Bu eşsiz lezzet 1517 yılında, Yemen Valisi Özdemir Paşa’nın çok beğenip İstanbul’a getirmesi ile başlar. Lezzetin ana kaynağı olan yer Mersin ilimizdir. Burada yaşayan insanlar kahveyi farklı metodlar ile hazırlayarak güğüm ve cezvelerde pişirmişlerdir. Evet yanlış duymadınız güğüm ile. 500 yıllık tadın ilginç noktalarından birisi de bu olsa gerek. Mersin’de doğan bu lezzet şu an Türkiye sınırlarını da aşmış olup Dünyanın birçok yerinde damaklara hitap etmektedir.

Kahvenin Tarihinde Tahtakale Günleri

Eski tarihte ​​​​kahvenin ününün artması Tahtakale’de fazla sayıda açılan kahve evlerinde kullanımının yaygınlaşması ile birebir ilgilidir. Bu evlere gelen insanlar bu değişik tadı tatmışlar ve beğenmişlerdir. Bu sayede bu kahve kültürü günümüze kadar ulaşmıştır. Şimdilerde marka ismi olmuş olup bir çok ticari kimlik bu kahveyi kullanarak mekanlarını doldurmaktadır.

Tarihi Kahvenin Çeşitleri

Günümüzde teknoloji ve ikram kültürünün daha da gelişmesi ile bu tarihi lezzetin de ikram şekli ve çeşidi artmıştır. Klasik Türk Kahvesi, Orta Kavrulmuş Türk Kahvesi, Koyu Kavrulmuş Türk Kahvesi şeklinde ikram edilmektedir. Tarihi lezzetin ismini bilmeyen tüketiciler bana bir orta kahve demek sureti ile bu eşsiz tadın damağına değmesini sağlamaktadırlar. Bu tatlar içinde en beğenilen tad sert ve isli tadı ile damaklara keyif veren Koyu Kavrulmuş Arabaga Türk Kahvesidir.

​​​​​​Kahvenin Hazırlanışı

İçme suyunu fincan ile ölçerek cezveye koyunuz. Her fincan için 3 çay kaşığı kahveyi cezvelerde ilave ediniz. İsteğe bağlı olarak şeker ilave ediniz. Kahve ve şekeri kısık ateşte karıştırarak pişiriniz. Köpüren kahveden köpükleri servis edeceğiniz fincanlara pay ediniz ve kalan kahveyi pişirmeye devam ediniz. Daha sonra fincanlara koyarak servis ediniz. Bir kahvenin kürk yıl hatırı olur düsturu benimsemiş insanlar olarak bu lezzet hayatımızdan hiç eksik olmasın diyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu