Kleptomani Nedir? Kleptomani Hastalarında Görülen Durumlar Nelerdir?

Kleptomani kişinin herhangi bir şeyi satın alabilecek maddi gücü olmasına rağmen o şeyi satın almayıp çalması durumuna verilen isimdir. Kleptomani hastası olan kişiler yaptıkları eylemin yanlış olduğunun bilincinde olmakla birlikte kendilerine engel olamaz ve bu eylemleri gerçekleştirmeye devam ederler. Bu hastalar aslında bunu önceden tasarlamazlar, ani gelişen bir durumdur. Örneğin bir mağazaya girdiklerinde planlamadıkları halde gördükleri bir şeyi aniden çalma isteği duyabilirler. Bu hastalık çok eskiden beri görülen bir rahatsızlıktır. Hatta Fransa kralı IV. Henry ile Sardunya kralı Victor’da da bu durum gözlemlenmiştir. Bu hastalık yaklaşık olarak 200 yıl kadar önce Matthey tarafından tanımlanmıştır.

Kleptomani rahatsızlığı genellikle çok erken yaşlarda görülmeye başlanır. Kişi, çalma eyleminde bulunacakken yoğun bir stres yaşar ancak buna rağmen devam eder. Kişi bu isteğine uygun davranıp çalma eylemini gerçekleştirince bir rahatlama duygusu hisseder. Fakat bir süre sonra da pişmanlık duymaya başlar. Araştırmalara göre her bin kişinin altısında bu hastalığın görüldüğü tespit edilmiştir. Ancak bu oran aslında daha fazladır. Bu rahatsızlığı yaşayan kişiler genellikle durumu gizlediği , bunu bir hastalık olarak görmeyip tedaviye başvurmadıkları için ve de hırsızlık durumunda yakalanıp adli mercilere sevk edildiği için gerçek oran tespit edilememektedir. Kleptomani rahatsızlığı erkeklere oranla kadınlarda daha fazla görülmektedir. Bunun temel nedeni erkeklerin genellikle bu hırsızlık durumlarında yakalanarak cezaevine gönderilmeleridir. Diğer bir neden ise kadınların daha duygusal yapıda olmaları ve bu duygusal boşluğu çalma eylemi ile dışarı atmalarıdır. Bu rahatsızlığın en çok görüldüğü yaş ortalaması kadınlarda 30-35 yaşları iken erkeklerde 50-55 yaş civarıdır. Bu hastalığa başkaca dürtü kontrol bozuklukları da eşlik edebilir. Erkeklerde kleptomani ile birlikte öfke kontrolünü sağlayamama, yangın çıkarma durumları, kumar oynama gibi rahatsızlıklar görülebilirken kadınlarda ise saçlarını yolma gibi durumlar görülebilir. Kleptomaninin derecesi kişiye göre değişebilir. Kimilerinde bir dönem çalıp sonra uzun süre durulanlar olabildiği gibi bir süre çalıp bir ara ara verme durumu da görülebilir. Diğer bir kısım ise daha ileri boyutta olup uzun yıllar boyunca hatta bazen ömür boyu çalma eylemine devam edenlerdir.

Kleptomani hastalığının nedenleri çok çeşitli olabilir. Özellikle çocukluk dönemlerinde başlayabilen bu hastalık daha çok çocukken çok baskı altında tutulan çocuklarda görülür. Çocuklar üzerindeki baskıyı atmak amaçlı çalma eylemine başvurabilmektedir. Bu onların kendini kanıtlama ve rahatlama biçimleri olabilmektedir. Bu hastalık çocukluk döneminden beri görülebilirken aslında en çok ergenlik döneminde kendini belli eder. Ergenlikte gençler kendini kanıtlama veya bir isyan gösterisi gibi görü bu yola başvurabilirler. Ünlü psikiyatr Sigmund Freud’a göre ise bunun temel nedeni bireyin içindeki bastırılmış cinsel çatışmalar olup bir şey çalınması kişide tatmin duygusu yaratır. Başka görüşe göre ise kleptomaninin sebebi öç alma duygusudur.

Kleptomani hastaları çaldıkları şeyin ne kadar önemli veya ne kadar önemsiz olduğuna dikkat etmezler. Kısacası onlar için çaldıkları şeyin maddiyatı mühim değildir. Onlar için önemli olan sadece çalıp anlık çalma dürtüsünü gidermektir. O dürtüye uyup çaldıkları zaman da rahatlık hissederler. İlginçtir ki çalma hastalığı olan bu kişiler gerçekten bir gereksinimleri olduğunda yani bir ihtiyacı olduklarında o ihtiyacı olan nesneyi veya maddi varlığı çalamazlar. Bu kişiler eğer çalma eyleminde bulunurken yakalanırlarsa çok üzülürler ve hatta kendilerini son derece utanç içinde hissederler. Fakat serbest kaldıklarında veya gözler üzerlerinden çekildiğinde aynı eylemlerine devam ederler. Onlar için çalmanın bir amacı yoktur. Sadece çalmak önemlidir.

Kleptomani hastası olan kişiler bunun tam bir hastalık olup olmadığı konusunda kararsız oldukları için tedavisi için uğraşmazlar. Fakat bu durumu yaşayan kişiler bunu ihmal etmemelidir. En azından çevresindeki kişilerce durum biliniyorsa o kişiler tedaviye teşvik etmelidir. Psikolojik yardım alınmalıdır. Psikolojik tekniklerle bu durumdan kurtulmaya çalışılmalıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu